Ana içeriğe atla

Proje böyle hazırlanır. Kızılırmak-Altınkaya

Samsun İlkadım Coğrafya Öğretmenleri 05.12.2009 tarihinde arazi tatbikatına çıktı. Tatbikat Mithat Paşa Lisesi Coğrafya Öğretmenleri ve İlkadım ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile hazırlanan Öğreniyorum-Öğretiyorum adlı proje kapsamında gerçekleştirildi. Bu tatbikat ilki aynı planlama ve yürütme kurulu tarafından ilki 10 Ekim'de gerçekleştirilen projenin ikinci ayağı... Bu kez hedef Kızılırmak Deltası ile Altınkaya HES istikametinde yapılacak keşifler...
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Ali Uzun (ortadaki), Eğitim Fakültesi’nden Prof. Dr. Cevdet Yılmaz (sağdaki) ile Fen Edebiyat Fakültesi’nden Doç. Dr. Halil İ. Zeybek (sağdan ikinci) güzergah boyunca değerli deneyim ve bilgilerini katılımcılarla paylatılar.  
Yine Proje Yürütme Kurulu’nda emek veren isimlerden İlkadım  Milli Eğitim Şube Müdürü Aydın Peker'de (soldan ikinci) keşif gezisinde aramızda yer alır.

Samsun İlkadım Belediyesi'nden sağlanan otobüse doluşan 30 öğretmen sabahın köründe yola koyulur.
Yolcular;
Mithat Paşa Lisesi'nden
Fatma Geboloğlu,                                                                               
Yasemin Boyacı ve
Tahir Çoban (hazırlayıcı ve yürütücü kurul)
Teknik lise ve Endütsri Meslek Lisesin'den
Türkan Numanoğlu (hazırlayıcı ve yürütücü kurul üyesi),
R. Nadir Tiran,
Eren Şenol ve
Talip Albutu,
Ondokuz Mayıs Lisesi'nden
Hülya Özcan,
Tuncay Gönç,
Mustafa Canyakan ve 
Bendeniz Musa Özcan
Namık Kemal Lisesi'nden
Güler Tunalı,
Sema Cengiz Büberci Kız Meslek Lisesi'nden
Mehmet Aydın,
Ahmet Canlı,
Özel Eğitim Meslek Lisesi'nden.
Ümit Sevil,
Fen Lisesi'nden
Bahri Karaman,
Kız Teknik Olgunlaşma'dan,
Yavuz Düz,
Fahri Okur,
Gazi Lisesi'nden
Asuman Kocakel,
Rasim Mangır,
A. Özgül Çelen,
Atatürk Anadolu Lisesi'nden
Mehmet Çakmak,
100. Yıl Lisesi'nden
Hürriyet Aydın,
Saliha Ayrancı,
Turgay Gültekin,
Ahmet Sarı Lisesi'nden
Yavuz Tural,
Ticaret Meslek Lisesi'nden
Nuriye Arı,
Serap Bozkır,
Havanur Demirel,
Semra Aytaç,
Namık Kemal Lisesi'nden
Güler Tunalı,
Fevzi Çakmak Lisesinden
Nedim Şahin,
Ferhat Özkan,
Rasime Alaman,
Yasemin Fidir'den oluşur.

Akademisyenlerimiz sabahın körü olmasına karşın formundadırlar. Samsun-Bafra yolu boyunca anlatırlar. Otobüsteki gözler Prof. Ali Beyin coğrafi oluşumu anlatırken orkestra şefi gibi parmağıyla işaret ettiği yolun bir sağ yanına bir sol yanına bakmaktan yorulmaz (Yalancı Falez olayını Ali Bey anlatacağım demişti. Ben mi atladım). Ali Bey jeolojik oluşum sürec sunumunu tamaladıktan sonra mikrofonu olayın beşeri, ekonomik boyutlarını sunmaları için Cevdet Beye ve Halil İbrahim Beye devreder. 
Bu ahvalde 19 Mayıs İlçesine varılır. Sahil yoluna sapılır. Ballıca sigara fabrikasına varılılır. Kapıda epey sayılacak kadar bekledikten sonra kendini vardiya müdürü olarak tanıtan görevli nezaretinde fabrikanın bahçesinde otobüsle söyle bir tur atılır. Çok doyurucu bir tanıtım olduğunu söyleyemem. Çıkarken kapıda Biritish-Amerikan Tobacco Corporation tabelası dikkatimi çekti. "Gidemediğin yer senin değildir" tamam analşılır, izah edilir. Ama biz buradaydık. Güzel 19 Mayıs ilçemizin Ballıca tütün fabrikasındaydık. Buraya gelmiştik ama bu yer artık bizim değildi.  
Sahil boyunca batıya doğru yol aldık. BM tarafından koruma altına alınmış "su basar ormanları"nda mola verdik. Florası olağanüstüydü. Fauna bizi görünce kaçmış olmalıydı. Yoktu etrafta. Tam bunları düşünürken başıboş otlayan inek ve danalar sardı çevremizi, "biz burdayız" der gibi. 
Bol yağışlı dönemde bu orman sular altında kalıyormuş. Böylece neden bu alana "su basar ormanı" dendiği de ortaya çıkıyordu.   

Otobüste ilerlerken burada olmaması gereken evler arasında yıkılmak üzere olan bu yöreye özgü hımış ev çekiyor dikkatimizi... İniyoruz otobüsten... Akademisyenlerimiz bir hazine bulmuş sanki... Ahşap kerestenin biribirine çatılarak iskeletin oluşturulduğu ve bu iskelet arasına tuğlaların örüldüğü hımış ev tipinin çok örneğinin kalmadığını öğreniyoruz.

Evle ilgili bilgiyi ilk ağızdan alıyoruz. Yörükler Beldesi sakinlerinden Fatma Hanım bu eve gelin geldiğini, yeni betonarme evlerine taşındıktan sonra sağlık sorunlarının sonu gelmediğini engin tecrübesiyle anlatıyor.(Fatma Hanım bunları öğrenen gurupla paylaşırken mangalsever başka bir gurubun evin bahçesindeki defne ağacı yapraklara dadandığı, mangalsever gurubun başını R. Nadir Tiran’ın çektiği, yönelttiğimiz tepkiyi yatıştırmak için olsa gerek R. Nadir Tiran’ın “bunları size mangal partisi verecektim, o yüzden koparıyorum” dediği, öğrenen gurubun mangal partisi beklentisine girdiği kayıt altına alınmıştır).
Sonraki durağımız "Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti"ndeyiz. Bozulmaması gereken bir ekosistem tam karşımızda duruyor. Dağlara kadar uzanıyor. Yer yer sazlıklar arasında mavi suların uzandığı doğal yaşam alanı... Patikadan bataklığın içlerine doğru yürüyoruz. 
Sazlar arasından çığlık çığlığa kaçışan karabataklar ve birçok su kuşu... Hava, su, toprak, bitki ve canlı türlerinin aheng içinde buluştuğu bu cennet yurt köşesi keşfedilmesi gereken yerler arasında olduğu hemen anlaşılıyor.
   Kuş cennetinin batısına doğru ilerliyoruz. Geçtiğimiz yol kenarındaki sazlıklar arasından ördek, kaz, karabatak sürüleri havalanıp, daha uzaklara konuyor. Sürülerin çıkardığı sesler “kuş cenneti” sıfatını bütünlüyor.
İşte ileride modern bir gözlem evi… Dürbünümüz de var. Keyfim daha da yerine geliyor. Gözlem evi sandığım binanın önüne gelince hayal kırıklığı yaşıyoruz! Hem kapalı, hem gözlemevi değil!.. Çevre Ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma Ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti Yönetim Merkezi’ymiş… Neyi, nasıl yönetiyorlarsa? Kuşların yönetmeye değil korunmaya ihtiyaçları var. Ziyaretçilerin ise rehberliğe… Biz bu işleri beceremiyoruz. Beceremediğimiz içinde bu işleri Amerikalısı, Japonu, İngilizi, Arabı yapıyor. En iyisi burayı İran’lı bir şirkete devretmek…
Geriye dönüyoruz.

19 Mayıs İlçesi Belediye Başkanı Osman Topaloğlu’nun daveti üzerine ilçe merkezindeki buluşma yerine varıyoruz. Eğitim ve öğretime bakışından Sayın Osman Topaloğlu’nun eğitim gönüllüsü olduğu anlaşılıyor. Kendisine teşekkür edip ayrılıyor, yola devam ediyoruz.

Hedefimiz Altınkaya HES…
Devamı gelecek....
Musa Özcan
Posted by Picasa
Gezinin diğer fotoğrafları için tıklayınız.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

2009 Seviye Belirleme Sınavı 8. Sınıf (SBS 8) Soru ve Cevapları

1 Milyon 28 bin 8. sınıf öğrencisinin yarıştığı, SBS 8 heyecanı az önce son buldu. Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, sosyal bilgiler (sosyal bilgiler, inkılap tarihi ve Atatürkçülük, din kültürü ve ahlak bilgisi), yabancı dil (İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca) alanlarından 100 soru için 120 dakika zaman verildi. Bu her soru için öğrencinin 72 saniyesi var demektir. Burada sınav süresiyle ilgili bir ayrıntıyı belirtmekte fayda var. MEB’nın yayımladığı genelgelerde “özürlü” olarak değerlendirdiği (yanlışlık yapıldığı kanaatindeyim) engelli öğrencilere 30 dakika ek süre verildi. Görme, işitme engeli, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olanlar,otizm ve benzer sendrom yaşayanlar, bedensel engeli (uzuv eksikliği=ampüte) olanlar ve kronik hastalığı olanlar tek kişilik salonlarda sınava alındı ve ek süre verildi. Her sınavda olduğu gibi soruları kolay bulanlar da vardı, zor diyenler de… Bu normal… Milyonun üzerinde çocuğu iki saat süren sınava, hazırlık sürecinde yaşadıklar...

Samsun Terme’de Domuz Gribi Şüphesi

Yer Samsun-Terme Şuvayıp Köyü… Tarih 07.06.2009 Sıcak bir gün… Uzun süredir mücadele ettiği hastalığına yenilip Hakk’ın rahmetine kavuşan Tahir Amcamın cenaze törenine katılmak üzere Karaboğaz sırtlarından köye doğru yürüyorum. Yalnızım. Kuş seslerine, sıcakla birlikte koklarını çevreye cömertçe yayan kır çiçeklerin kokusu eşlik ediyor. Bu hüzünlü yürüyüşü doğal güzellikler çekilir kılıyor. Yürüyüş ilerledikçe güneşin yakıcılığı da artıyor. Birden farklı bir şey beni kendime getiriyor. Hava da aykırılık var. Tabii parfümü bastıran kötü bir koku… Çok rahatsız edici… Burnumun direğini sızlatan bir leş kokusu… Araştırıyorum… Biraz ötede, derenin kenarında yırtık bir çuval dikkatimi çekiyor. Yanında vadinin yamacından aşağıya doğru yuvarlanmış, yamaçta asılı kalmış bir hayvan leşi… Önce bunun dana leşi olabileceğini düşünüyorum. Yaklaşıyorum… Dana değil…Bacakları son derece kısa… Gövdesi kalın… Boynu yuvarlak ve geniş… Bu bir domuz… Başı ve burnu kan içinde… Boynundan ve başından vurulmuş....