Ana içeriğe atla

Samsun Terme’de Domuz Gribi Şüphesi


Yer Samsun-Terme Şuvayıp Köyü…
Tarih 07.06.2009
Sıcak bir gün…
Uzun süredir mücadele ettiği hastalığına yenilip Hakk’ın rahmetine kavuşan Tahir Amcamın cenaze törenine katılmak üzere Karaboğaz sırtlarından köye doğru yürüyorum.
Yalnızım. Kuş seslerine, sıcakla birlikte koklarını çevreye cömertçe yayan kır çiçeklerin kokusu eşlik ediyor. Bu hüzünlü yürüyüşü doğal güzellikler çekilir kılıyor. Yürüyüş ilerledikçe güneşin yakıcılığı da artıyor.
Birden farklı bir şey beni kendime getiriyor. Hava da aykırılık var. Tabii parfümü bastıran kötü bir koku… Çok rahatsız edici… Burnumun direğini sızlatan bir leş kokusu…
Araştırıyorum…
Biraz ötede, derenin kenarında yırtık bir çuval dikkatimi çekiyor. Yanında vadinin yamacından aşağıya doğru yuvarlanmış, yamaçta asılı kalmış bir hayvan leşi… Önce bunun dana leşi olabileceğini düşünüyorum. Yaklaşıyorum… Dana değil…Bacakları son derece kısa… Gövdesi kalın… Boynu yuvarlak ve geniş… Bu bir domuz… Başı ve burnu kan içinde… Boynundan ve başından vurulmuş. Köyde olayı soruşturuyorum. Kimin, nerede, niçin vurduğu ve neden buraya attığı belli değil.
Biraz daha yaklaşıp birkaç fotoğraf çekiyorum.
Domuz… Domuuz… Domuz.. Düşünüyorum. Son günlerde en sık duyduğum sözcüklerden biri… Sevimsiz. Birden beynimde şimşekler çakıyor. “Domuz gribi”… Havadan bulaşabiliyor. Eee… Ben az önce yaklaştım… Fotoğrafladım… Haliyle bunları yaparken nefeste aldım. Aldığım domuz leşinin kokusu… İçinde domuz gribi olabilecek koku…
Eyvah ki ne eyvah…
Şansa bak “taa Meksika’da bize ulaşamaz” dediğin domuz gribiyle bu vakte kadar domuzun hiç görülmediği bir yerde dramatik bir şekilde yüzleş…
Kötü kader bu olsa gerek…
Dostlarla vedalaşmaya başlasam iyi olacak…
Ama buralarda domuz olmaz ki… Nereden çıktı bu domuz.
Benim evimin önündeki içine girilemez hale gelmiş psödomakilikten (yalancı maki=Akdeniz iklimine benzerliğinden Orta Karadeniz’de ormanların tahrip edildiği yerlerde oluşan bodur meşe, yabani meyve ağaçları ile dikenli çalılardan oluşan bitki örtüsü) çıkmış olabilir. Çocukluğumda burası köy merasıydı. O günlerde içinde hayvanlar otluyordu. Şimdilerde içine girilmediğinden domuzların üreme yeri olmuş (olabilir).
Bir dakika “domuzların üreme yeri”mi dedim. Yani başka domuzlarda vardır anlamında… Ve benim kulübem bu domuzların üreme yerinin hemen kenarında… Domuz varsa başka yırtıcılarda vardır.
Ve benim kulübem yırtıcıların avlandığı alanın içinde…
Eyvah ki ne eyvah…
(İnşallah bu yazıyı eşim okumaz. Okusa bir daha benimle o kulübeye gelmez).
Böyle bir tehdit ortada dururken sorumlu bir vatandaş olarak hiçbir şey yapmayacak mıydım? Elbette yapmalıydım ve yaptım. Az önce Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Çevre Sağlığı Şube Müdürü Sayın Yakup Eker Bey’le görüştüm durumu aktardım. İlgilendi. Gerekenin yapılacağını söyledi.
Domuz leşi kaldırılacak. “Domuz, grip mi?” sorusu içimi kemirmeye devam ediyor.
Sağlıklı günler dilerim.
Musa Özcan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Proje böyle hazırlanır. Kızılırmak-Altınkaya

Samsun İlkadım Coğrafya Öğretmenleri 05.12.2009 tarihinde arazi tatbikatına çıktı. Tatbikat Mithat Paşa Lisesi Coğrafya Öğretmenleri ve İlkadım ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile hazırlanan Öğreniyorum-Öğretiyorum adlı proje kapsamında gerçekleştirildi. Bu tatbikat ilki aynı planlama ve yürütme kurulu tarafından ilki 10 Ekim'de gerçekleştirilen projenin ikinci ayağı... Bu kez hedef Kızılırmak Deltası ile Altınkaya HES istikametinde yapılacak keşifler... Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Ali Uzun (ortadaki), Eğitim Fakültesi’nden Prof. Dr. Cevdet Yılmaz (sağdaki) ile Fen Edebiyat Fakültesi’nden Doç. Dr. Halil İ. Zeybek (sağdan ikinci) güzergah boyunca değerli deneyim ve bilgilerini katılımcılarla paylatılar.   Yine Proje Yürütme Kurulu’nda emek veren isimlerden İ lkadım   M ill i E ğ it i m Şube Müdürü Aydın Peker'de (soldan ikinci) keşif gezisinde aramızda yer alır. Samsun İlkadım Belediyesi'nden sağlanan otobüse doluşan 30 öğr...

2009 Seviye Belirleme Sınavı 8. Sınıf (SBS 8) Soru ve Cevapları

1 Milyon 28 bin 8. sınıf öğrencisinin yarıştığı, SBS 8 heyecanı az önce son buldu. Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, sosyal bilgiler (sosyal bilgiler, inkılap tarihi ve Atatürkçülük, din kültürü ve ahlak bilgisi), yabancı dil (İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca) alanlarından 100 soru için 120 dakika zaman verildi. Bu her soru için öğrencinin 72 saniyesi var demektir. Burada sınav süresiyle ilgili bir ayrıntıyı belirtmekte fayda var. MEB’nın yayımladığı genelgelerde “özürlü” olarak değerlendirdiği (yanlışlık yapıldığı kanaatindeyim) engelli öğrencilere 30 dakika ek süre verildi. Görme, işitme engeli, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olanlar,otizm ve benzer sendrom yaşayanlar, bedensel engeli (uzuv eksikliği=ampüte) olanlar ve kronik hastalığı olanlar tek kişilik salonlarda sınava alındı ve ek süre verildi. Her sınavda olduğu gibi soruları kolay bulanlar da vardı, zor diyenler de… Bu normal… Milyonun üzerinde çocuğu iki saat süren sınava, hazırlık sürecinde yaşadıklar...